17 Nisan 2009 Cuma

İtalya'nın Gururu


Avrupa'da kötü bir sezon geçiren İtalyanlar'ın nisan ayını gören tek takımı Udinese oldu. Yarı finale çıkmaya da çok yaklaştılar oysa. 3-1'in rövanşında aynı skoru yakaldıklarında dakika 38'di. Önlerinde bir gol ve turu bulmak için koca bir devre vardı. Maç başladıktan yarım saat sonra 2 gol bulan takım, maçın bitmesine yarım saat kala 2 gol yiyince kupaya veda etti.

Demek ki öne geçtikten sonra turu vermek sadece bize özgü birşey değilmiş. Son Dünya Kupası şampiyonu ülkenin Avrupa Kupaları'nda takımı kalmadı. Üstelik 2 Ukrayna takımı varken. Ve 2 takım ile İtalya'yı UEFA sıralamasında zor durumda bırakan bir Almanya..

İşte Bu Kadar İşte......


"Söyle Diego söyle ......................"
Hamburg'u eleyin, ayar oldum bizi eleyen takıma....

Saygı


Ligde lider, şampiyonlar liginde yarı finalde, hafta sonu FA Cup Finali.
Haftasonu Wembley'de, mayısta Roma'da, Carling Cup müzede, şampiyonluk pek yakında...

Shaktar-Lucescu-Kadıköy

UEFA macerasında Şampiyonlar Liginde 3.olarak başladılar. Barcelona,Lisbon ve Basel'in bulunduğu gruptan 9 puan toplayıp 3.oldular ve UEFA'nın yolunu tuttular. Serüvene Basel'i yenerek başladılar. Ardından doğal bir mağlubiyet aldılar(Barcelona). Fakat evindeki maçları kolay kolay kaybetmeyen Shaktar,Lisbon'a boyun eymişti. Aynı şekilde rövanştada. İşler kötü gidiyor derken grubun en zayıf halkısı olan Basel'i tekrar yendiler. Herkes bu gruptan Barcelona'nın ardından Shaktar'ın bir üst tura çıkmasını bekliyordu ama olmadı. Son maçlara doğru form tuttular ve Barcelona'yı Nou Camp'ta yendiler ve UEFA maceraları başladı. Birazda hayal kırıklığı vardı bence çünkü,Lisbon Shaktar'dan daha iyi bir takım değildi.
Lucescu bu ne yapacağı belli mi olur? Kurt hoca derim ben ona. Çoğu insan korkak tenik adam,1-0'a yatan adam der ona ama futbolu taktik ve teknik açıdan bilen bir insan Lucesu'nun nasıl bir adam olduğunu iyi bilir. Savunmayı her zaman ön planda tutar ve gol yemiyim,nasıl olsa atarım felsefesi vardır Mircea'da. Sessiz ve derinden UEFA'da tur atlamaya başlarlar. Önce İngiliz ekibi Tottenham'ı 2-0 ve 1-1 lik sonuçlarla saf dışı bırakırlar. Ardından Zico'nun takımı ve UEFA'yı daha önce müzesine götüren Rusya'nın en güçlü ekibi Cska Moskova'yı 0-1 ve 2-0 lık sonuçlarla elerler. Eee yavaş yavaş potaya girmişlerdi sanki. Bu seferde karşısına Rekem Aslanı çıktı; Eric Gerets. Çok zor dedik Marsilya,yıllar sonra Fransa'da liderliğe oturmuş ve çok formda bir ekipti. Ama onlar inanmışlardı bir kere ve Gerets'in ekibini 2 maçta yenerek (2-0,2-1) kupada yarı finale çıktılar.

Zico,Gerets derken Luce kendini bir anda yarı finalde buldu ve tamamen kupaya odaklandı. Şimdi rakipleri ise,Shaktar'ın ezeli rakibi olan,Dinamo Kiev. Bu maç çok sonuçlara gebe ama Shaktar'ın başında Lucescu var. Benim tanıdığım Lucescu herşeyin üstesinden gelir,elinde tüm oyunculardan faydalanır ve KADIKÖY'ün yolunu tutar.
''Başarılar Luce,Başarılar Shaktar''


Bu Çocukta İş Var

''FEDERICO MACHEDA''
İlk kez formasını giydiği Manchester United'a Aston Villa maçının uzatma dakikalarında attığı golle üç puanı kazandıran 1991 doğumlu İtalyan golcü Federico Macheda, yılda sadece 35 bin pound alıyor.
Genç oyuncunun bir haftada aldığı rakam, Rio Ferdinand'ın iki saatte kazandığı paraya denk geliyor. United'ta Ferdinand ve Ronaldo haftada 120 bin pound alırken, diğer takım oyuncuları da 80-100 bin pound kazanıyor.
Lazio'nun eski sportif direktörü Walter Sabatini, "Manchester United, Macheda'yı bizden çaldı. Alex Ferguson'a bunun saygısızlık olduğunu belirten üç tane mektup yazdım. Cevap bile vermedi" demiş,ama birazda yüzsüzlük olsa gerek. Manchester United, Macheda'yı, Lazio alt yapısından transfer etmiş. Lazio kıymetini bilememiş ve ona ayda çok cuzi bir miktarı vermeyi bile geri çevirmişti. Eeee son pişmanlık neye yarar,belki ilerde 40 Milyon Euro'ya geri alırlar.

16 Nisan 2009 Perşembe

Şampiyon Yaparlar mı?

''YİĞİDOLAR''
Son 2 yıldır Türk futbolunun yükselen değeri onlar; Sivasspor... Kısıtlı bütçesine rağmen, az paraya çok iş yapan oyuncu felsefesi ile yola çıkan Yiğidolar,şampiyonluğun bütçe ile değil takır takır top oynayarak geldiğini gösterdiler. Daha şampiyon olmadılar ama son 2 sezondur kolay kolay zirveden inmediler. Kadrosunda bulundurduğu yabancıların maliyetlerini toplasak Guiza ve Lincoln'ün ayda kazandığı paradan daha azdır. Takımın başında Bülent Uygun olunca disiplin her zaman birinci faktör oluyor takımda. Arkadaşlıklar mükemmel,inanç tam ve birde buna iyi futbol eklenince bu takım şampiyonluğu hak ediyor. Tabiki aklımızdaki en önemli soru işareti,Sivas'ı şampiyon yaparlar mı? Bence yapmamak için ellerinden ne geliyorsa yapacaklar. Geçen sene 33.haftaya kadar ilk 3 sırada bulunan Sivasspor,son hafta ligi 4. bitirdi!!! Hemde kural dışı bir durumla. 2 takımla aynı puandaydı (FB-BJK). UEFA kupasına katılmayı çok gördüler Sivas'a(Nedenini sizler biliyorsunuz). Ama onlar seslerini çıkarmadı İnter-Toto'ya gitmeyi kabul ettiler fakat Temmuz-Ağustos sıcağında oynanan,takımın hazır olmadığı o günlerde hemen eleniverdirler. Tekrar lige döndüler,kenetlendiler,inandılar,sustular,isyan etmediler,top oynadılar,kazandılar ve artık hak ettiler. Bu sene mutlu sona yaklaşmaları için sadece 7 haftaları kaldı. Tabikide o stresi kaldırmaları çok zor olucak ama iyi bir psikolojik destek ile neden olmasın? Olur hemde çatır çatır şampiyon olur. 27 hafta zirveden düşmeyen her takıma kök söktüren bu takım mutlu sona ulaşır ama ulaştırırlar mı? Baklım görücez,yaşayacağız ve yorumlayacağız. Ama genede biz destekleyelim. İnanın bu takım şampiyonluğu hak ediyor.
''BU SENE ŞAMPİYON ANADOLU'DAN!!!''

Hillsbrough Matemi